Epilepsi (Sara) Hastalığında Cerrahi Tedavi

Halk arasında sara hastalığı olarak da bilinen epilepsi hastalığında, beyinde bir odak nöbete sebep olmaktadır. Bu, 1900’lü yılların başında Fedor Krause tarafından ilk defa fark edilmiştir. Krause; beyinde bir elektriksel aktivite odağından yayılan elektriksel aktivitenin; kasılma, şuur kapanması gibi bir takım bulgulara sebep olduğunu fark etmiştir.

1900’lü yılların başında ortaya atılan bir fikir sonrasında, günümüzde çok fazla şey yapılıyor epilepsi cerrahisinde. Bu ne demek, bir şekilde odağın tespiti çok önemli; eğer gerçekten beyinde nöbete sebep olan bir odak var ise; evet sara hastalığının (epilepsinin) günümüzde tedavisi mümkün olabilmekte.

Epilepsi Türlerine Göre Tedavileri

Günümüzde epilepsiyle ilgi 2 tip sınıflandırmamız var: Lezyonel ve Non-lezyonel

Lezyonel Epilepsi : Yüksek çözünürlükte MR ile yapılan tetkiklerde gerçekten beyinde anormal bir odak (tümör, iskemi, hasarlanmış doku gibi..) bulursak ve EEG gibi birtakım elektro fizyolojik yöntemler kullanarak bu odağın elektriksel aktiviteye neden olduğunu tespit edersek, bu odağı ameliyatla çıkardığımız zaman epilepsiyi belli oranlarda ortadan kaldırabiliriz.

Non- Lezyonel Epilepsi: Hastada epilepsi olmasına rağmen günümüzde kullanılan tüm çekim teknik yöntemlerine rağmen görüntüleyemediğimiz; hastanın beynindeki tüm görüntünün normal olduğu vakalara da “non-lezyonel epilepsi” diyoruz.

Non- Lezyonel Epilepsi vakalarında da aslında yine; elektrofizyolojik birtakım testlerle odağı saptayabilirsek; ameliyatla çıkarabilme ve epilepsiyi tedavi edebilme şansımız var. Ancak bir grup hastada halen cerrahi tedaviden fayda sağlayamadığımız durumlar söz konusu. Bu vakalara çoklu odak diyebiliriz. Eğer beyinde epilepsinin sebebi olan çoklu odak varsa; bunlara belirgin bir tedavi uygulayamayabiliriz. Tabii burada şu önemli; bu odakları her zaman çıkarmak mümkün mü ya da bu odaları çıkardığımız zaman birtakım yan etkilere sebep olabilir mi?

Evet, bu odakların birçoğunun, yine etraf beyin dokusuna, beyin fonksiyonuna zarar vermeden çıkarılma imkânı var. Söz gelimi hipokampus dediğimiz temporal lobun; yani beynin yan lobunun iç kısmında yer alan bölgeye günümüzde çok özel şartlarda ulaşabiliyoruz. Hastaların birçoğunda nöbet kaynağı, bu hipokampus dokusunda ve etrafındaki bozuklukta. Nörolog ve beyin cerrahlarının multidisipliner çalışmasıyla yapılan elektrofizyolojik ve nörolojik tetkikler sonrasında nöbet odağı olarak düşündüğümüz; söz gelimi hipokampüsü, çevre beyin dokusunu ya da farklı bölgelerdeki odak/odakları çıkardığımız zaman başarı oranı 90’lar civarında.

Yine günümüzde epilepsiyle başvuran hastaların bir kısmında, beyin tümör ya da tümörleri ve buna bağlı nöbet geçirme söz konusu olabilmekte. Bu hastaları da; epilepsiye uygun bir şekilde, standart beyin tümörüne yaklaşır gibi modern anlamda ameliyat edebiliyoruz.

Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı
(Nöroşirürji)